GÜLCE EDEBİYAT

Ədəbiyyat


 

 

◊ HOCALI KATLİAMINI UNUTMADIK

  Şərh göndərin 25.02.2016 02:25

    Azerbaycan/Hocalı katliamını unutmadık, unutmayacağız.. Kahrolsun Ermeni-Rus ve işbirlikçileri.. Şehitlerimizin ruhları şad mekanları cennet olsun..   GÜLCE EDEBİYAT AKIMI

Baxış: 147


◊ ÂŞIK BACI

  Şərh göndərin 11.02.2016 13:02

Yakın akrabalarımıza hitap sözcüklerinin bazılarını çok zaman akraba olmayan hatta tanımadığımız kişiler için de kullanırız. Yaşça kendimizden büyük olan erkeklere amca veya dayı diye hitap ederiz. Kadınlar için ise hala teyze sözcükleri yanında genelde kız kardeşlerimiz için kullandığımız ‘bacı’ sözcüğünü kullanırız.

   ‘Âşık Bacı’ dememizdeki maksat budur. O dönemde bazı erkek yaşlılarımızdan Arapça veya Türkçe okuyup yazıyor olanları olsa da Âşık Bacı dar ve eğitimsiz bir kültür çevresinde 1900’lü yılların başında doğup, 1987’de ve 80 yaşın üzerinde ebedi âleme intikal etmiş bir büyüğümüzdür. İslam inancıyla beraber kadının yerinin eşikten içeri olduğu bir kültür çevresinde hala eski Türk kültürünün izlerinin devam ediyor olmasındandır ki kendi çevremizde kadının erkeğinin yanında olduğu bir dönemde yaşadı Âşık Bacı.
   Derler ki; ‘‘Yiğit lakabıyla anılır’’ Âşık sözcüğü asıl adı Cemile Yücel olan bu yiğit Türk kadının lakabıdır. Diğer taraftan âşık lakabının babasında da olduğu söylenir ki bazen Âşşığın Kızı, kardeşine de Âşşığın İsmail derlerdi. Genel anlamda halk aşığı erkeklerin aldığı veya verildiği bu lakap az da olsa kadınlar içinde verilmiştir. İşte Cemile Yücel de bu kadınlarımızdan bir tanesidir.
   Öyle inanıyorum ki, kültürlü bir çevrede yaşamış ve okur-yazar birisi olsa idi kendinden sonraki, kuşaklar için Türk edebiyatında adından söz ettirebilen bir büyüğümüz olurdu. Âşık Bacının özelliği Türk halk şiirinin âşıklık geleneğinden gelen destan, ağıt, taşlama, güzelleme, koçaklama gibi birçok değişik türünde doğaçlama olarak şiirler söylemesidir. Doğaçlama diyoruz çünkü karşılaştığı bir olay karşısında anında söyleyip geçerdi. ‘Falancaya bir türkü yak’ denildiği zaman anında bir türkü yakardı.
   Kendisi okur-yazar olmadığı gibi söylediği değişler birileri tarafından da yazıya geçirilmiş değildir. Ancak şiirlerini söylediği an yanında bulunanlar tarafından ezbere alınmış ise ne ala yoksa gün yüzüne çıkmayacak şekilde yok olup gittiler maalesef.
   O dönemde bölgemizde derlemeler yapanlar veya köyümüzde aydın insanlar olsa idi inanıyorum ki söylediği şiirlerin tamamı olmasa da birçoğu kurtarılabilirdi. Aradan uzun yıllar geçmesine rağmen biz yine de yakın çevresi tarafından eksik veya tam olarak ezbere alınıp unutulmayan birkaç şiirini gün yüzüne çıkarmaya çalışacağız.
   Vereceğimiz örnek ezbere alınanlar tarafından ekleme olmasa bile yöresel sözcük değişimi, mısra veya dörtlük eksikliği bulunması söz konusu olabilir. Çünkü uzun yıllar tekrarlanmayan ezberler unutulması kaçınılmazdır.
   Köyün üst kısmında çok sayıda küçük dereciklerden de beslenen iki kuru çay bulunmaktadır. Fazla yağmur yağdığı zaman bu kuru çaylarda büyük seller oluşur ve özellikle bağ bahçe olarak kullandığımız araziye içinden geçerken taşkınlar yapar ve sürüklediği taşları da taştığı yerlere bırakarak büyük zararlar ortaya çıkarır.
    Yine böyle bir sel ve taşkın sonunda çay kenarında bulunan Âşık Bacının üzüm bağına büyük zarar verir. O an içinden gelenleri söyler. Bu dörtlükler gelini Nuriye Yücel’den derlenmiştir.
 
‘‘Irmağın üstünden bir bulut kalktı
Bağımı bahçemi koymadı yıktı
Bandırdığım üzüm selinen aktı
Aman ha Allah’ım sen imdat eyle
 
Kızıldere orta dere karıştı
Aldı bağımı da kime danıştı
Sanki radyo Allah ile konuştu
Aman ha Allah’ım sen imdat eyle
 
Yavrum (Bekir) küçük koşamıyo kömüşü
Ansızın geldi de Allah’ın işi
Kaldıramam yerden küçük bir taşı
Aman ha Allah’ım sen imdat eyle’’
   Tanınmış büyük ozanların bazı şiirlerinde de görüldüğü gibi söylendiği anda yazıya geçirilmemiş ve halk tarafından ezberlenerek dilden dile dolaşan şiirlerde eksiklik veya değişiklik söz konusu olduğu gibi Âşık Bacının yukarıdaki şiirinin büyük bir ihtimalle bir başka sürümü son mısraları eksik şu dörtlükler de Dursun Yalçın aracılığı ile Güner Yalçın’dan derlenmiştir. Yukarıdaki derlemede bulunan dörtlükler alınmamıştır.
‘‘Orta dereden akıyor seller 
Aldı bağımı gülüyor eller .
Böyle bir kadere acep ne derler
………………………………..
 
Deneklerim taş altında yatıyor .
Goruklarım mırıklara batıyor .
Adamı olan selliğini dutuyor
………………………………..’’
 
                       Osman Öcal


Baxış: 130


◊ Gülce-Tuğra... Yitik Ozan

  Şərh göndərin 11.02.2016 13:00

BU DA YİTİK TUĞRASI


Türkü söyler burda dağlar, aşkın efkârı derler
Türkü söyler mızrap ağlar, bülbülün zârı derler
Gül döşenmiş bahçelerden esmemiş sanki rüzgâr
Gün batarken gizli sevdâ gonca gül hârı derler

________________________________yitikozan

(fâilâtün fâilâtün, fâilâtin,fâilün)


Baxış: 140


◊ SORMA BANA-GÜLCE-Yiğitçe

  Şərh göndərin 11.02.2016 12:38

SORMA BANA-GÜLCE-Yiğitçe

Sorma bre! Sorma bana,
Durulmadan caz meydanı.
Deyiş deyiş kolca kopuz,
Kurulmadan saz meydanı.


Paşa gönlü çatık kaşa,
Başa yosma eğri maşa; 
Taşa desem kırar fayı,
Yorulmadan süz meydanı.

 
Zanlı pusu telsiz duvak,
Canlı ölüm bin bir ayak;
Kanlı ağıt yorgun cefa,
Burulmadan çöz meydanı.

 
Bade aşkı çalan rebap,
Sade keşkül ciğer kebap;
Zadeoğlu doğurur bak,
Kırılmadan yoz meydanı.


Dara çeker tavlı tazı,
Mora döner lal kırmızı;
Kara yerde pıhtı mısın?
Vurulmadan boz meydanı.


 

Osman Öcal


Baxış: 132


◊ AZERBAYCAN-ALTIN KÜREKLE KAZILAN MEZAR EFSANESİ

  Şərh göndərin 29.06.2015 02:06

AZERBAYCAN-ALTIN KÜREKLE KAZILAN MEZAR EFSANESİ


(D)ünya durdukça adın silinmeyecek elbet
S(E)nsin ulu Ata’mız, sensin ey Dede Korkut
Bu (D)ili yoğuransın, ey en büyük asalet
Tör(E)deki sır sensin, sensin ey Dede Korkut


(K)albim kalbinle çarpar, döner dilim dilinle
D(O)oğrult düşen milleti, gel de doğrult elinle
Ka( R)anlığı aydınlat, muştular saç halinle
Kal(K)ta bir bak dünyaya tarihlerin içinden
Uğur(U)n olsun çağa, ışık saç gözlerinden
Törem, (T)uğram sensin sen, ey Dede Korkut!


(D)ünya durdukça elbet, silinmeyecek adın
S(E)sini duyacaklar insanlık tarihinden
Su(D)an, havadan, gulden yükselecek destanın
Yür(E)ğimi donatan sensin sen, ey Dede Korkut !


(K)imliğim, gönül köküm, millî öyküm, kitabım
D(O)lunaylar dolusu yakamozca hitabım
Hü( R)riyetim, güneşim, sonsuz mehtabım
Sen (K)orkut Ata’m, var oluşun esrarı
Sen uğ(U)rum, genç neslimin baharı
Sensin (T)unam, Kızılırmağım sen…


(D)uralım aynalarda sonsuz türküler gibi
Ç(E)kilsin üstümüzden tozlu cam macunları
De(D)em Korkut gelsin, çalsın yine kopuzu
Sil(E)rek duasıyla sahte görüntüleri


(K)aranlık gülüşlere umut yağsın aniden
Ş(O)m uykudan uyansın deli taylar aniden
Ve(R )erek el ele şarkı söylesin herkes
Şar(K)ılar ki Asya bozkırından Anadolu’ya
Duyg(U)ların kınalanıp dokunduğu duyguya
Korku(T)layın bir zaman, ışısın ellerinden…


(D)üştüğünde ölüme dair korku yüreğe
D(E)vamlı kaçmaya çalışır ya insanoğlu
De(D)em Korkut’ ta kaçıyormuş Azrail’den
Ded(E)m Korkut’ ta korkar olmuş ölümden


Hülaseten:
Dedem Korkut ölümden kaçıyormuş
İnsanlar, onun ilgisini çekmek için
Mezarlığa giderek
Altın kürekle
Mezar kazmaya başlarlar.
Bu işe çok şaşırır,
Onlara yaklaşarak sorar:
−“Altın kazma kürekle kazdığınız
Bu mezar kimin?”
− “Çok önemli bir zatın.”
− “İşiniz bitince altın kazma küreği
Ne yapacaksınız?”
−“Bu saygıdeğer zatın
Mezarının üzerinde
Bırakıp gideceğiz.”
Dedem
Korkut,
Bekler
Mezar
Kazanların
İşlerini
Bitirmesini…


Mezar hazır olunca
Şöyle der
Adamlardan biri :
−“Unutmuşuz merhumun
Boyunun ölçüsünü almayı,
Şimdi nasıl yapacağız?”


Diğeri adam eliyle
İşaret ederek
Dede Korkut’u
Şöyle karşılık verir:
−“Rahmetlinin boyu işte
Şu adamınki kadar vardı.”


Merhumun boyuna göre mezarın
Kazılıp kazılmadığını
Kontrol etmek için Dede Korkut’tan
Bir dakikalığına çukura
Girmesini rica ederler.


Dede Korkut mezara girip uzanır.


Adamlar hemen:
−“İşte, altın kazma kürekle
Kazdığımız şu mezar,
Senin mezarındı;
Rahat uyu, − diyerek
Kapatırlar toprakla
Dede Korkut’un üzerini…
 
*
(D)ünya durdukça adın silinmeyecek elbet
S(E)nsin ulu Ata’mız, sensin ey Dede Korkut
Bu (D)ili yoğuransın, ey en büyük asalet
Tör(E)deki sır sensin, sensin ey Dede Korkut


Mustafa CEYLAN



Baxış: 240


◊ GURBET ( GÜLCE-BULUŞMA )

  Şərh göndərin 31.01.2015 03:54

GURBET ( GÜLCE-BULUŞMA )

Ben seni gurbet ele geldiğim gün özledim
Yüreğim daha ilk gün hayale dalıverdi.
Yaşadığım dört mevsim yollarını gözledim
O gurbet ki beni de içine alıverdi.
……………..Ben seni gurbete gittiğin gün özledim oğul,
……………………… Ellerimi koynuma soktuğumda,
……………………………… Dönüp ardına baktığında,
……………………………… Gözyaşım içime aktığında
……………………………………………… …Özledim.
….Su döktüm ardın sıra tez gelesin diye,
……Kurban adadım döndüğünde,
……...Nasibine gül diktim,
… ……..Akşamlara yarı açık bıraktım kapımı,
…………..Sokağa çıktım, koşan bir çocuğun çığlığında,
……………..İlk kar düştüğünde dağlara,
………………Yün çorap örüp postaya verdim,
………………...Seni düşledim yağmur yağdığında.


Baxış: 280


◊ GÜLCE EDEBİYAT AKIMI MANİFESTOSU

  Şərh göndərin 31.01.2015 03:47

GÜLCE EDEBİYAT AKIMI
MANİFESTOSU
*******************


EY ŞAİR!

Birinci vazifen, Türk Şiirini, bütünüyle Türk Edebiyatını sevmek, ana dilimiz Türkçe ile kültür ve sanatını nakış nakış işlemek ve kalıcı eserleri üretmektir.

Bugün ve gelecekte ki varlığının değişmez temeli budur.

Bu temel, senin en kıymetli hazinendir.

Unutma ki, dilini kaybeden Milletlerin bağımsızlığı da olamaz.

Kültür emparyalizminin işgâli altında inleyen Yüce Milletin, şairlerinin haykırmasını, kültür ve sanat adamlarının üreteceği eserleriyle yüreğine ses olmasını beklemektedir.

İçinde bulunduğun vaziyete dön de şöyle bir bak!

Bütün Dünyada emsâli görülmemiş bir galibiyetin temilcileri,Cennet Anadolu’yu Cehenneme çevirebilmek için her türlü şer planı, projeyi uygulamaya koymuşlar ve koymaya devam etmektedirler.

Aziz yurdumuzun içinde bulunduğu manzarayı iyi gör ve düşün!

Başları bulutlu, özgür dağlarımızda bölücü-dış destekli, kalleş bir örgütün eşkiyâsı vardır. Anadolu’nun her köy ve kasabasına gün geçmiyor ki bir Mehmetcik tabutu gelmesin. Dinmeli anaların gözyaşları, dinmeli!

Anadolu insanı, kırsal kesimden Büyük kentlerin varoşlarına göçmüş ve göçmeye devam etmektedir. Şimdi, % 65’i 30 yaşın altında olan Halkımızın % 85’i kentlerde yaşamaktadır.

Adına sayısız şiirler yazdığımız İstanbul şehrimizin nüfusu,yüzlerce ülke nüfusundan bile fazladır.

Butün kişisel dertler ve sancıların temelinde, toplumsal sorunlar bulunmaktadır.

Moda, özenti, kendini bilmezlik; havamızı, suyumuzu, toprağımızı kirlettiği gibi, dil ve edebiyatımızı da kirletmiştir.

Para-madde ve ekonomi kültür ve sanata da hükmetmektedir.Manâ-gönül zenginliği yerini maddeye terketmiştir.

Dünya ölçeğinde bir şairimiz-ozanımız da yoktur

Senelerden bu yana boş vezin kavgaları yapmaktayız.

Sanat-şiir sanatı adına internetin sağladığı imkânlar da kullanılarak sanat-şiir katledilmektedir.

Okumayan, araştırmayan, tefekkür etmeyen, düşlerini gerçekleştirmek heyacanıyla yüreği gümbürdemeyen, halkın gündeminden ve kaygılarından uzak bir şair-şiir kara bulutunun içindeyiz.

Dünya çalkantılar içinde. Dünya ülkeleri global ve küreselleşmiş güçlerin ve özellikle de emperyalizmin kıskacındadır. İnsanoğlu doğaya, çevreye verdiği zararla; iklimlere ve güzelliklere negatif enerjisini yüklemeye devam ediyor. Haritalar, sınırlar beynelmilel sermayenin elinde birer çizgi sanki.

ve sen Şairim, sen gönül insanı, sen ışık, sen özden öz, Cennet ülkemizde meydana gelen sosyal, siyasal, ekonomik, hukuksal, toplumsal gelişmelere bir bak. Aydınlık şafaklar senin dizelerinde olmalıdır. Bugünü ve geleceği yoğuracak sensin, sen...

Edep’ten kaynaklanan Edebiyatımız, bir asırdır, köklerinden koparılmadan yenilenmeyi, daha doğrusu yeni bir akımı beklemektedir.

Ey Türk Kültür ve Sanatının şairi!

İşte bugün, bu hâl ve şartlar içinde bulunmaktasın. Şu halde vazifen, Türk Şiirini, bütünüyle Türk Edebiyatını kurtarmak ve Dünya’da hak ettiği yere getirmektir! Muhtaç olduğun kudret, Türk Edebiyatının başarılı mazisinde mevcuttur!

Dünü bugünle yoğurarak geleceğe yürümek zorundasın!

Haydi, durmak, susmak zamanı değil şimdi!

Saygılarımızla.
GÜLCE EDEBİYAT AKIMI
------------------------------------------

(*) Büyük ATATÜRK’ün GENÇLİĞE HİTABESİ’ ne şairler için naziredir.

Baxış: 289


◊ NASİHAT... Gülce-Tuğra

  Şərh göndərin 30.01.2015 00:24

Nasihat
Ölüm işte sana nasihat, gülümse neşeyi tat
Gez dünyayı işte hüsnühat, ister gez istersen yat
sinende açan gülü sev istersen sevdiğine ver
Ömür geçiyor heyhat, ister sev yaşa ya da kin kat


Mehmet Aluç-Kul Mehmet-


Baxış: 272


◊ VURACAĞIM - YİĞİTCE

  Şərh göndərin 25.01.2015 04:59

VURACAĞIM - YİĞİTCE


Arsızların dişlerine
Hainlerin döşlerine
Oturup da acımadan 
Kalem ile vuracağım

Patlayacak yiye yiye
Yatırarak kütük diye
Kelemimi bileyerek
Palam ile vuracağım

Çiğ düşürse yaprağıma
Kök salsa da toprağıma
Gönülleri paslanmışa
Selam ile vuracağım

Bir güzelin edasına
Vefasızın sevdasına 
Şu dilimde hece hece
Kelam ile vuracağım

Harun Yiğit


Baxış: 265


◊ FATMA KALKAN - Kurban Yurduma (Yiğitce)

  Şərh göndərin 25.01.2015 04:40

FATMA KALKAN - Kurban Yurduma (Yiğitce) 


Mehmedimi yol eyledim 
Yolum sana kurban yurdum 
Yiğidimden ayrı düştüm 
Gülüm sana kurban yurdum 

Yar yitirdim vatanda ah 
Har düşürdüm öze eyvah 
Vur benide aksın kanım 
selim sana kurban yurdum 

Yıllar oldu gideli can 
Güller soldu bedeli kan 
Sallar idim bebem asker 
Dalım sana kurban yurdum 

Gözler duman bakmaz oldu 
Sözler hançer öze doldu 
Tuzlar yaram yandı gönül 
Külüm sana kurban yurdum 

Aman etme duman başım 
Yaman zehir suyum aşım 
Ferman eyle neyim varsa 
Malım sana kurban yurdum 

Dolmuş göğe yıldız ve ay 
Dalmış çıkmış yarim vay vay 
Olmuş melek kahramanlar 
Ölüm sana kurban yurdum 

Fatma Kalkan 


Baxış: 268


1 2 3



Ləqəb
Şifrə
Şifrəni unutmusunuz?     Qeydiyyat



Menyu

  ◊   Əsas səhifə
  ◊   Haqqımızda
  ◊   Keçidlər/link
  ◊   Xəbər/Yazı
  ◊   e-Kitabxana
  ◊   Reklam
  ◊   Səsli kitab
  ◊   Əlaqə

Ən çox oxunan bloqlar


İceberg yaziları
ice.kitabxana.net (13858)
GÜLCE EDEBİYAT
gulceedebiyattv.kitabxana.net (13737)
Qorxulu Əhvalatlar
farhadgate.kitabxana.net (13088)
PLATONYA
platonyaadasi.kitabxana.net (7702)
Nəriman
sungurlar.kitabxana.net (4014)


Yazılar / kitablar


Nəriman Həsənzadə. "Seçilmiş əsərləri". Yeddi cildə, IV cild (Nəsr əsərləri). Bu e-kitaba görkəmli xalq şairimizin nəsr əsərləri toplanıb.
Müəllif: Nəriman Həsənzadə
Mina Rəşid. "Baxmaqla görmək ayrıdır". Şeirlər və publistik yazılar toplusu. Əslən Ağdamdan olan gənc şairə Mina Rəşidin bu yeni şeirlər və publisitik yazılardan ibarət toplusu müəllifin oxucularına yeni ədəbi-poetk ərməğanıdır.
Müəllif: Mina Rəşid
Məhəmməd Turan. "Şeir sevgilim". Şeirlər toplusu. Əgər 16 yaşlı bu gəncin şeiri haqqında fikri onun öz şeirləri deyirsə, demək, onun gələcəyinə böyük ümid var.
Müəllif: Məhəmməd Turan
Rafiq Oday. "Qərib ruhların nəğməsi". Şeirlər kitabı. Azərbaycan ədəbiyyatında özünəməxsus dəsti-xətti olan istedadlı şair, AJB Sumqayıt şəhər təşkilatının sədri respublikanın Əmək dar jurnalisti Rafiq Odayın yeni kitabı.
Müəllif: Rafiq Oday